Enflasyon raporu ne anlatıyor? Tasarrufa ilgi artmalı güçlü iletişim sürmeli

SERVET YILDIRIM – Merkez Bankası’nın en önemli iletişim araçlarından biri üç ayda bir açıkladığı enflasyon raporlarıdır. Hatta en önemlisidir; temel iletişim aracıdır. Merkez Bankası makroekonomik gelişmeleri enflasyonun orta vadeli eğilimine ışık tutacak şekilde bu raporda değerlendirir ve geleceğe yönelik öngörülerini bu raporda açıklar.

Merkez Bankası’nın 2006 yılında resmen enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiğinden beri bu böyledir. Bundan dolayıdır ki, her enflasyon raporu açıklandığında ekonomistler, bankacılar ve analistler bu rapora odaklanırlar. Geçen hafta açıklanan enflasyon raporunda da birçok önemli detay vardı. Bu raporda bence Merkez Bankası enflasyonun ne kadar fazla katılaştığını ve beklentilerin ne kadar çok bozulduğunu gösterdi ve enflasyonda “normale dönüş”ün ne kadar uzun zaman alacağını anlattı.

Raporda çok fazla bilgi ve öngörü vardı ama her zaman olduğu gibi en fazla ilgi çeken bölüm, haklı olarak, enflasyon tahminlerinde yapılan yukarı yönlü revizyon oldu. Merkez Bankası yıl sonu tahmin orta noktalarını 2023 için yüzde 65, 2024 için yüzde 36 ve 2025 için yüzde 14 olarak yukarı yönlü güncelledi.

Bundan iki yıl önce eylül ayında para politikasında eksen kayması yaşandığında enflasyon yüzde 19.6’ydı. Merkez Bankası para politikasını gevşetip, faiz indirimlerine başladıktan sonra enflasyon yüzde 70’leri aşıp son 25 yılın en yüksek rakamlarını gördü. Sonra zirvelerden gerilese bile hâlâ yüzde 61’in üzerinde seyrediyor.

Güçlü adımlar atıldı

Seçim sonrası göreve gelen yeni ekonomi yönetimi ise kayan ekseni tekrar eski yönüne çevirmek için harekete geçti. Enflasyon Raporu’nda da tek tek aktarıldığı gibi:

– Merkez Bankası beş ayda politika faizini güçlü bir şekilde toplamda 26.5 puan artırdı.

– Faiz artırımlarının tamamlayıcısı olarak miktarsal sıkılaştırma ve seçici kredi politikalarını devreye aldı.

– Sterilizasyon yoluyla toplam 700 milyar TL tutarında miktarsal sıkılaştırma yapıldı.

– Aşırı yurt içi talebi sınırlamak amacıyla taşıt kredileri ve ticari kredilerin büyüme sınırını indirdi.

– Kredi kartı azami faiz oranlarını politika faizi artışına paralel olarak yükseltti.

– TL mevduata geçişi özendirecek yönde sadeleşme adımları attı.

– Politika faizindeki artışa paralel olarak mevduat faizleri de yükseldi ve politika faizinin mevduat faizine aktarımı güçlendi.

Uzun bir süreç olacak

Tüm bu adımlara rağmen enflasyonda başladığımız noktaya, yani 2021 eylül ayındaki seviyeye, üç yıldan önce dönemiyoruz. Görünen o ki; enflasyonu kontrol altına almak uzun ve zorlu bir süreç olacak.

Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan’ın sunumunda söylediği gibi “Aylık enflasyon patikasında kasım, ocak ve mayıs aylarında para politikasının etki alanı dışında kalan unsurlara bağlı olarak geçici yükselişler olacağını değerlendiriyoruz.”

Kasımda doğal gaz tüketimi artacak, haneler, bedelsiz kullanım sınırını aşacak. Ocakta ise hem asgari ücret ayarlaması var, hem de fiyatları zamana bağlı belirlenen hizmet kalemlerindeki gelişmeler ve otomatik vergi güncellemeleri devreye girecek. 2024 mayıs ayında ise, doğal gaz kaynaklı baz etkileriyle yıllık enflasyon artacak.

Her ne kadar Merkez Bankası bu yükselişleri “mekanik” olarak tanımlasa da tüm bu ara şoklar ve enflasyonun mayısta yüzde 75’e kadar çıkabilecek olması enflasyon beklentilerini düzeltmenin önünde engel oluşturabilir.

Mayısta yüzde 75’leri görecek olan enflasyonun 2024 sonunda yüzde 36’ya inecek olacağına ise birçok kişi ikna olamıyor. Dolayısıyla açıklanan hedefler değil, yapılan tahminler bile şu aşamada birçok kişiye iyimser geliyor.

İşte ‘gerekenler’ listesi

İçinde bulunulan durum ve enflasyonun ulaştığı boyut ekonomi yönetimine çok fazla seçim şansı bırakmıyor. Eğer enflasyonu “normal” düzeylere çekmek istiyorsak yapılması gerekenler üç aşağı beş yukarı belli. Çok uzun olmayan bir “gerekenler” listesi var önümüzde:

– Yavaşlamakla birlikte halen güçlü seyreden talebin daha da yavaşlaması gerekiyor. Otomobil, beyaz eşya ve diğer dayanıklı tüketim malları satışlarının yavaşlaması gerekiyor.

– TL cinsinden tasarruf araçlarına olan ilginin artması gerekiyor. Yaklaşık iki yıldır uygulanan negatif reel faiz nedeniyle TL’den kaçıp, altına, dövize, yastık altına ve mala yönelen tasarruf sahibinin tekrar TL tasarruf araçlarına yönlendirilmesi gerekiyor.

– Yine son iki yılda bozulan enflasyon beklentilerinin tekrar düzeltilmesi gerekiyor. Merkez Bankası Enflasyon Raporu’nda da denildiği gibi “Hizmetler başta olmak üzere, enflasyondaki ataletin kırılması, beklentilerin düzelerek yeniden çıpalanmasına bağlıdır.”

– Fiyat istikrarını sağlamak için TL’de istikrarı sağlamak gerekiyor. Son dönemde Merkez Bankası parasal duruşunun da etkisiyle döviz kuru oynaklığında görülen düşüşün ısrarla sürdürülmesi gerekiyor.

– Merkez Bankası’nın son dönemde güçlenen iletişiminin aksamadan devamı gerekiyor.

– Geçmişte faiz dışı fazla verilerek yapıldığı gibi bütçenin enflasyonla mücadeleye destek olması gerekiyor.

Kısacası, Enflasyon Raporu’ndan da gördüğümüz gibi bizi zorlu bir süreç bekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x